Ankara’da iki profil arasında kalan akşam

Ankara’da iki profil arasında kalan akşam

İki ilanı yan yana okuyunca insan hangisinin kendi temposuna uyduğunu daha geç anlar. Biri kısa yazar, diğeri gününü anlatır. Ankara’da seçim çoğu zaman fotoğraftan önce bu cümlelerde belli olur.

Betül ile yanındaki profil aynı semtte durmuyor. Biri Çankaya’da akşamüstü uygun, diğeri Kızılay kapanmadan önce bir saat ayırıyor. İkisi de yirmi birin üstünde ve buluşmayı acele bir uğrama gibi anlatmıyor.

Yazışırken tek soru yeter: saat ve yer. Uzun vaat, kapıda duran halden daha az şey söyler. Bu iki metni de öyle okumak gerekir.

Akşamı bölen şey kalabalık değil, belirsiz saattir. Saat netse Çankaya’daki masa da Kızılay’daki kısa oturuş da dağılmaz.

Devamını oku
  • 0

İlanda insanın aklında kalan beş ayrıntı

İlanda insanın aklında kalan beş ayrıntı

Uzun bir listeyi baştan sona aynı dikkatle okumak zor. Göz, belirli bir saatte, belirli bir yerde ve belirli bir alışkanlıkta durur. Ankara ilanlarında da akılda kalanlar bunlardır.

Birinci ayrıntı yaşın açık yazılmasıdır; burada sözü edilen profiller yirmi birin üstündedir. İkincisi buluşmanın evde mi otelde mi olacağıdır. Üçüncüsü ilk on dakikanın ayakta mı oturarak mı geçtiğidir.

Dördüncü ayrıntı, korunmanın baştan söylenmesidir. Beşincisi ise vedanın saatidir. Bu beş madde yoksa metin süslü olsa da günü tarif etmez.

Bir ilanı yeniden okutacak şey bağıran sıfat değil, tekrar edilebilir bir düzendir. Çayın konulduğu dakika bile metne gerçek bir oda duygusu verir.

Devamını oku
  • 0

Eve davet edilen saatin anlatısı

Eve davet edilen saatin anlatısı

Eve gelen bir buluşma, kapının öncesinde yazışmayla başlar. Kat, zil ve dakika net değilse Çankaya’da da Eryaman’da da aynı karışıklık çıkar.

İçeri girince ayakkabı, palto ve kısa bir selam vardır. Yirmi yedi yaşındaki ev sahibi konuğu mutfak tarafına alır, suyu kendisi koyar. İlk konu günün yorgunluğu olur, taleplerin listesi değil.

Oda sade tutulur. Perde çekilir, telefon başka odada kalır. Saat baştan konuşulduğu için kimse saati göz ucuyla kovalamaz.

Ayrılırken kapı sessiz kapanır. Ankara’da bu tarz bir davetin değeri, vaat edilen süreden çok, içeri girer girmez kurulan düzendir.

Devamını oku
  • 0

İlk yazışmada kurulan güven

İlk yazışmada kurulan güven

İlk mesaj ne kadar kısa olursa olsun bir niyet taşır. Ankara’da akşamüstü gelen notlar genellikle saat sorar. Güven, o notun abartısız olmasından doğar.

Karşıdaki kişi adını, yaşını ve yerini saklamadan yazar. Yirmi dört yaşındaki bir profil, fotoğrafın kendine ait olduğunu ayrıca söyler. Bu cümle süsten çok bir sınırdır.

Güvenin ikinci adımı tempo olur. Hemen gel, hemen ayrıl diyen yazışma, sakin bir akşam arayan insanı yorar. Uygun aralığı söyleyen yazışma ise kapıyı açar.

Son adım korunmadır. Bunu dolandırmadan yazan metin, gerisini da anlatabilir. Güven burada bağırmaz, sadece net durur.

Devamını oku
  • 0

Ankara’ya sonradan yerleşen bir gün

Ankara’ya sonradan yerleşen bir gün

Başka bir şehirde büyüyüp Ankara’ya yerleşen biri, ilanını memleket hikâyesiyle doldurmak zorunda değildir. Gün, Kızılay’dan Tunalı’ya yürüyen sıradan bir güzergâhtır.

Yirmi dokuz yaşındaki anlatıcı öğleden sonra evdedir. Akşam için ya kendi semtinde kalır ya da karşı tarafın oteline gider. Seçimi hava ve saat belirler.

Yeni şehirde kurulan düzen, eski alışkanlıktan daha önemlidir. Çay demlenir, pencere aralanır, konuşma komşunun gürültüsüne göre alçalır.

Okuyan kişi için asıl bilgi şudur: bu profil Ankara’da yaşıyor, buluşmayı burada planlıyor ve yaşı yirmi birin üzerinde.

Devamını oku
  • 0

Sakin anlatılan bir akşamın gerçek hali

Sakin anlatılan bir akşamın gerçek hali

Süslü bir akşam vaadi, kapıda genellikle sade bir odaya dönüşür. Gerçek hal daha değerlidir çünkü tekrar edilebilir.

Bahçelievler’de, yirmi altı yaşında bir ev sahibi saati sekize kurar. Misafir gecikirse yazışır, sürpriz yapmaz. İçerde müzik alçak, ışık sıcak ama loş bir oyun değildir.

Oturulur, gün anlatılır, süre hatırlatılır. Kimse rol yapmak için sesini değiştirmez.

Böyle bir akşamın sonunda anlatılacak şey bir sahne değil, zamanında biten ve ertesi güne taşmayan bir buluşmadır.

Devamını oku
  • 0

İlk izlenimi belirleyen sade seçimler

İlk izlenimi belirleyen sade seçimler

İlk dakika kıyafetten çok düzenden etkilenir. Ütüsü düzgün bir gömlek, dağınık bir odadan daha çok şey söyler. Ankara’da bu ayrım özellikle akşam üstü belli olur.

Yirmi üç yaşındaki profil siyah saçını toplar, kapıya sade çıkar. Misafir otelden geliyorsa lobi yerine odada buluşulur. Amaç gösteriş değil, ilk cümlenin rahat kurulmasıdır.

Konuşma da sade tutulur. Nereden geldiğin, ne kadar kalacağın ve nasıl bir tempo istediğin sorulur.

İzlenim, vaat edilen sıfatlar bittikten sonra kalan bu üç sorudadır.

Devamını oku
  • 0

Yazışmaların yoğun olduğu saatler

Yazışmaların yoğun olduğu saatler

Ankara’da mesajlar öğle tatilinde bir, akşam iş çıkışında iki kez sıklaşır. Gece yarısından sonra gelen notlar ise genellikle ertesi güne kalır.

Yirmi beş yaşındaki bir profil öğleden sonra üç ile yedi arasını yazar. Bu aralıkta yer ve saat netleşirse akşam dağılmaz.

Sabah erken saatler sakin olur. O saatte yazan kişi ya ertesi günü planlar ya da kısa bir selam bırakır.

Yoğunluk, ilginin ölçüsü değildir. Net yazılan bir cümle, art arda gelen on belirsiz nottan daha çabuk yer bulur.

Devamını oku
  • 0

Uzun soluklu bir tanışmanın temposu

Uzun soluklu bir tanışmanın temposu

Tek bir akşamla tekrar eden bir tanışma aynı cümlelerle yürümez. İkincisinde insanlar birbirinin saatini daha iyi bilir.

Çankaya’da görüşen yirmi sekiz yaşındaki anlatıcı, ikinci buluşmada süreyi uzatmak yerine aynı sakinliği korur. Yeni bir rol eklemez.

Arada yazışmak serbesttir, ısrar etmek değil. Gün içinde atılan kısa bir not, akşamın sürprizine gerek bırakmaz.

Uzun soluk, hız demek değildir. Aynı düzende ikinci kez oturabilmektir.

Devamını oku
  • 0

Günü yumuşatan küçük bir alışkanlık

Günü yumuşatan küçük bir alışkanlık

Bazı evlerde kapı açılınca önce su uzatılır. Bu küçük hareket, konuşmanın nereye oturacağını belli eder.

Oran’da, otuz yaşındaki ev sahibi bu alışkanlığı bırakmaz. Misafir ayakkabısını çıkarır, ceketini sandalyeye koyar, saat söylenir.

Alışkanlık gösterişsizdir. Aynı bardak, aynı alçak müzik, aynı korunma cümlesi.

İlanın geri kalanı değişse de bu üç şey metni güvenilir kılar. Okuyan kişi neyle karşılaşacağını tahmin edebilir.

Devamını oku
  • 0